Boş Kalan Vitrin

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Fatma, genç alımlı bir kadındı. Kocası onun alımına, bakımına, kendine güvenine, anaçlığına vurulmuştu. Fatma, kendine bolca zaman ayırıyordu. Kendi sevdiği yemekleri yapıyor, evini süslüyor, geziyor, kıyafetler alıyordu. Bakımlı olmalıydı yoksa Allah muhafaza kaparlardı elinden kocasını. Bir oğlu dünyaya geldi ve Fatma’nın bütün dünyası bu özel, dünyalar yakışıklısı varlık, Ahmet oldu. Kendine bakım yapmak, saçını taramak, yeni kıyafetler almak aklından bile geçmedi. Her şeyi çocuğunundu. Yeter ki onun bakımı eksik olmasın. Kendisi çarşıya yürüyerek de gidebilirdi yeter ki oğlunun otobüs parası eksik olmasın, yorulmasın… Oğlu para isteyince, arkadaşlarına mahcup olmasın diye yüzü kızara kızara borç bulup verirdi oğluna. Yemek yetmese “Ben aç değilim, pişirirken yedim zaten” deyip bir lokma daha yesin diye oğlunun tabağına koyardı. Aç kalsa da olsun yeter ki tam doysun Ahmeti… Kitap okumaya, kursa gitmeye, eğlenmeye ya zamanı ya da parası yoktu. Ama oğlu okumalıydı onun gibi olmamalıydı. Meslek sahibi olup kolunda altın bileziği olmalıydı.

Bir gün veli toplantısına çağrılınca Fatma, gururla oğlunun annesi! olarak okulun yolunu tuttu. Ama oğlu istemedi gelsin okula. “Neden?” dedi Fatma. “Anne, haline bak beni rezil mi edeceksin?” dedi Ahmet. Önceki günde annesine “Sen ne kadar cahilsin?”, “Bakımsızsın, babam niye baksın sana” demişti Ahmet. Annesini kaybedeceği zaman söylediği bu sözlerin pişmanlığının yüreğine yük olacağını bilmeden…

Fatma, onca yıl kendinde parça koparıp oğlunu tamamlamaya çalışmıştı. Her kopan parçadan kendi eksilmiş, oğlu büyümüştü. Neye yanmalıydı ki? Bildiği buydu. Annelik buydu! Annelik fedakarlıktı! Çocuğu büyüdükçe işte benim eserim demekti! Ben yok oldukça o var oldu demekti! Yoksa iyi anne olunmazdı ki. Ama oğlunun lafları bir taş gibi oturmuştu yüreğine. Nerede hata yapmıştı?

Çocuklar, ailelerini güç olarak, vitrin olarak, reklam olarak görüyordu. Her şeyini vermişti oğluna ama vitrinine koyacak bir şey kalmamıştı. O an hatasını anladı Fatma. Çocuğunu, içinde bulundukları, yaşadıkları zorlukların farkına vardırarak yetiştirmeliydi. Kendi kişiliğini, eğitimini, bakımını da yapmalıydı. Kendisine de zaman ayırmalıydı. Çocuğuyla beraber büyümeliydi yok olmamalıydı. Çocuğuna iki verirken bir de kendine almalıydı.

Ve eğdi başını Fatma, çekti lafları sineye, döndü evine çocuğu utanmasın annesinden yeter ki…

Sükeyna

Boş Kalan Vitrin

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

Yorumlar kapalı.

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Giriş Yap

Beylerbeyi Medya ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin