Bozulmuş Beynimin Çarkı

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

BOZULMUŞ BEYNİMİN ÇARKI

Her gün işten çıkıp eve varmadan önce uzun zamandır okumayı ertelediğim ve yarım kalan kitabımı okumaya karar veriyorum. Spora da başlamaya ve ayrıca kafamdaki tasarımımı oluşturmaya karar veriyorum. Eve vardıktan sonra planladığım şeyler için yeterince odaklanamayacağımı düşünerek bir sonraki güne erteliyorum. Ve bir “yarına erteleme” daha.  Kolaya kaçıp televizyonu açıyorum. Haberler çıkıyor karşıma. Canımı sıkan ve değiştiremeyeceğim gündemi ve 3.sayfa haberlerini kaldıracak gücüm yok, zaten yeterince kendi sıkıntılarım var deyip değiştiriyorum kanalı. Tartışma programına denk geliyorum. Hep aynı konular, tartışmalar çirkin üsluplar benim yerime de tartışıyorlar gerek yok daha sonra tekrarını izlerim deyip sonraki kanala geçiyorum. Sanatsal bir film var çokta ses getirmiş ama yok bana ağır gelir deyip değiştiriyorum. Hah işte bir komedi filmi, izleyeyim! Hem sıradan günlük olaylar, birazda komik. Şuan kafam anca bunu kaldırır deyip birazda instagramda videolara bakarım kısa ve kafa yormayan…

Bazılarımıza tanıdık geliyor mu bu durum bilemem ama ben düşünmek istemediğim, beynimi yormak istemediğim zamanlarda ya bir magazin programı ya konusu basit bir film veya içeriği ağır olmayan eski Türk Filmlerinden, dizilerden birini açıp izlerim. Saatlerce ekranın önünde düşünmeden, kafa yormadan, hayal dahi kurma zahmetinde bulunmadan benim yerime kurulmuş hayalleri izleyerek, beynime ne kadar zarar verdiğimi unutup saatlerimi harcadığım olmuştur. Bir bakarım ki vakit gece yarısı olmuş ve ben hala kitap okuyacağım, tasarım yapacağım, spor yapacağım… Günler geçer ne o kitap okunur ne spora başlanır ne de belki ileride beni başarıya götürecek adımlar atılmış olur. Her gün gece yarısı olunca aynı pişmanlık bugün de zamanı boşa harcadım kızgınlığı. Ama televizyondaki, internetteki hazır düşünceler hazır yazılar benim yerime yapmış hepsini, hazır yapılmış ve düşünülmüşlerle vakit geçirmek beyni yormamak daha kolay geliyor insana.

Mesela, severek okuduğunuz bir romanın filmi yapıldığında neden beğenmeyiz ve hayal kırıklığına uğrarız. Çünkü kendi dünyamızda hayal ettiğimiz karakterler, mekanlar çok farklıdır. Kitap okurken beynimizi zorlarız yeni baştan bir dünya yaratırız. Hiç kimse aynısını asla düşünemez yapamaz. Renkler, mekânlar, insanlar… her şey bize özgüdür. Ama televizyon, internet öylemi. Bizim yerimize her şey düşünülmüştür. Kafanı yormana gerek yok. Yorumları bile bizim yerimize yapmıştır. Bize sadece pür dikkat gözlerimizi dikip bakmak kalır.

Ve kızıyorum kendi kendime ve aynı zamanda bunu yapan herkese!

Düşünmekten kaçıyoruz. Yazmaktan kaçıyoruz. Harekete geçmekten kaçıyoruz, üretmekten kaçıyoruz. Hazır yazılmışı var yazmaya gerek yok, hazır düşünülmüşü var düşünmeye gerek yok. Kitabın filmi çekilmiş okumaya gerek yok. Benim yerime hayalleri kurulmuş karakterler oluşturulmuş,  her şey hazır, hayal dünyamızı zorlamaya gerek yok. Yeni yerler keşfetmeye gerek yok belgesellerde yerimize gezilmişi var. Sevgi cümleleri, mesajları, şiirleri yazmaya gerek yok hazır yazılmışı var. Karşılaşabileceğimiz insanlar için karakter analizi testleri yapılmış, önyargılar belirlenmiş, insanları derinlemesine tanımaya gerek yok. Düşünmek için olan beynimizi tembelliğe hapsetmişiz. Kendine özgü olması gerekirken gittikçe diğerlerin kopyası olmaya başlayan bir beyin. Düşünmeyerek, üretmeyerek, zorlanmayarak, hayal kurmayarak çarkları pas tutmuş bir beyin. Bozuluyor beynimizin çarkları…

Sükeyna

Bozulmuş Beynimin Çarkı

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

Yorumlar kapalı.

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Giriş Yap

Beylerbeyi Medya ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin